Ali Aydın

Tiyatro bu devirde hâlâ devam ediyor mu ?

30.12.2018
Tiyatro bu devirde hâlâ devam ediyor mu ?

Başlığa çıkardığım bu cümle, elimde tiyatro biletleri gören fırıncının hayretle sorduğu soruydu.

Zaman zaman bazı köşe yazarları ‘’tiyatro öldü’’ gibi çıkışlarla, tiyatronun ‘’iki kalas bir heves’’ olduğunu, kalaslarının işe yaramadığını, hevesin de kaybolduğunu belirterek tartışma yaratırken bir takım sosyal medya mecralarında da tiyatronun miadını dolduğundan dem vuruluyor. Fırıncı ustasından eli kalem tutan aydınına kadar sirayet eden ancak sahadaki tiyatroya olan ilgi alakayla tezat olduğunu gördüğümüz bu tarz görüşler televizyon için serdedilse bir ölçüde haklılık payı olduğu düşünülebilir fakat tiyatronun doldurduğu boşluğun çok farklı olmasından dolayı yakın veya uzak gelecekte gerçekleşmesinin mümkün olmadığını düşünmek iyimserlik olmasa gerek.

Ayrıca zamanın gerisinde kaldığı düşünülen tiyatroda deneysel çalışmalarla millenial nesile hitap edecek farklı türlerde oyunlar da üretilmiyor değil fakat bunlardan da öte tiyatro, bilet alma sürecinden oyun bitiminde oyuncuları alkışlayıp salondan çıkışına kadar tamamen kendine özgü bir atmosfere sahiptir. Farklı bir kültürel dünyası ve ritüelleri vardır. Bu yönleriyle önemlidir ve farklıdır;

Öncelikle sinema gibi film başlamadan birkaç dakika önce değil günler öncesinden biletinizi alırsınız. O gününüz tiyatro günüdür ve rezervelidir, kendinizi ona göre ayarlarsınız.

Oyun günü geldiğinde en az yarım saat önce tiyatro binasının kapısında birikmeye başlar, kapılar açılınca da fuayede ayak üstü dikilir, sohbet eder, oyunun görsellerine ve emeği geçenlerin fotoğraflarına bakar, oyuncuların veya yönetmenin daha önce izlediğiniz oyunları hakkında laflarsınız. Ortak bir etkinlik için bir araya gelmiş beş yüz civarında insanla yüksek tavanlı geniş salonda kulağa hoş gelen bir sohbet uğultusu eşliğinde sahnenin bulunduğu salonun açılmasını beklersiniz. Nihayet açıldığında da gayet nizami şekilde itişmeden kakışmadan beş yüz insanın 5-10 dakika içinde koltuklarına yerleştiğini gözlemlersiniz.

Aynı sohbet uğultusu bu kez salonda devam ederken 10 dakika kala etkileyici bir ses tarafından güzel bir Türkçe’yle 10 dakika sonra oyunun başlayacağına dair uyarılırsınız. Sahnenin fotoğrafını anı olsun diye çeker, dekoru incelerken telefonların kapatılması ve oyunun başlamak üzere olduğu uyarıları ile birlikte ışıkların sönmesiyle o yoğun uğultunun bir anda kesiliverdiğini ve son telefon ışıklarının da telaşla söndürüldüğünü gözlersiniz. Oyun başlamıştır ve artık tek bir çıtırtı dahi duyamazsınız, zira tiyatro izleyicisi oldukça nitelikli ve saygılıdır. Çok nadir de olsa çalan telefona rastlarsınız fakat sinemadaki gibi bir yandan haşur huşur popcorn tüketirken bir yandan da sosyal medyada mesajlaşana veya filmden story atana rast gelmezsiniz.

Tüm izleyiciler yüksek bir konsantrasyonla oyuna odaklanır; ışık, müzik, görsellik eşliğinde oyuncuların ve sahne arkası ekibinin neredeyse kusursuz dikkatle sergilediği canlı performansa kaptırırsınız. Nihayetinde oyuncular kan ter içinde selamlama yaparken büyük bir coşku ve hayranlıkla başarılan şeyi alkışlarsınız. Yorgunluklarını coşkulu alkışlarla atan oyuncuların gözlerinden ne kadar mutlu olduklarını okursunuz.

Tüm oyuncuların saygısızlık olmasın diye sırtlarını seyirciye dönmemeye çalışarak geri geri gidip sahneyi terk etmelerinden sonra da aynı beş yüz kişilik izleyici ekibinizle, sakin sakin oyunu yorumlayarak, yorumlayanları dinleyerek salondan ağır ağır çıkarsınız. Artık üzerinden yıllar geçse de unutmayacağınız, sorulduğunda hangi sahnede izlediğinizi bile hatırlayacağınız anınız olmuştur ve yanınızdakilerle oyun ve oyuncular hakkında konuşarak evinize dönersiniz. Kendinizi ertesi gün kahvaltıda bile oyun hakkında düşünürken veya birlikte gittiyseniz ev ahalisiyle konuşurken bulursunuz. Üzerinden uzun bir zaman geçtiğinde de sıraladığım tüm bu süreci özler; bir an önce konusunun, kalitesinin pek de önemli olmadığı bir oyunu izlemek için bilet bulma arayışına girersiniz.

Betimlediğim bu sürecin teknolojiyle, sinema tekniğinin ilerlemesiyle veya ‘’dijital yerliler’’ dediğimiz neslin özellikleriyle hiçbir ilintisi bulunmadığı gibi sinema ve tiyatro birbirinin alternatifi olan sanatsal faaliyetler olmadığı için birbirini yok edecek olgular olarak görülmemeliler.

Toparlarsak, tiyatro hiçbir meslekte görülmeyen iş disiplini ve ciddiyetiyle, dakikliği, kılı kırk yaran detaycılığı, inanılmaz derecede iyi yetişmiş oyuncularıyla, sinema seyircisinden çok farklı ve nitelikli izleyici profili ve bilet alma aşamasından oyun öncesi, esnası ve sonrasındaki tüm ritüelleri ve atmosferiyle toplumun genel kültürüne ve estetik beğenisine katkı sunacak bir mecradır. Eğitim mahallidir aynı zamanda. Sevenlerinin genel kültürünü artırır; inceltir, düzeltir insanı. Estetik duygusu kazandırır. Dolayısıyla öyle kolayca bitecek bir olgu değildir. Keza son yıllarda artan tiyatro seyircisini, temsilden günler önce tükenen biletlerden, tüm koltukları dolu salonlarından anlamak mümkün. Gerisi laf-ı güzaf…

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.