Ali Aydın

Cimri

12.01.2019

Bekir Birbiçer yazdı…

Cimri

Fransız edebiyatının önemli temsilcilerinden Moliere‘in 1600’lü yıllar burjuva yaşamını ve karikatürize ettiği insan tiplemeleri üzerinden toplumundaki yozlaşmaları hicvettiği eseri ‘Cimri’, özel tiyatrolar olsun devlet tiyatroları olsun her zaman gözde oyunlardan biri olarak yıllardır sahnelerden eksik olmamıştır. Birkaç yıl önce İstanbul DT tarafından Kenan Işık yönetiminde sahnelenirken, özel tiyatrolarda da Semaver Kumpanyası Serkan Keskin‘in liderliğinde önemli eseri başarıyla sahnelemeye devam ediyor.

4 Ocak itibariyle Ankara DT de Cüneyt Gökçer sahnesinde bir Cimri uyarlamasının prömiyerini gerçekleştirdi. Yönetmenliğini Türk tiyatrosunun duâyen sanatçılarından Işıl Kasapoğlu‘nun yaptığı oyunun bekleneni verebildiğini söylemek maalesef pek mümkün değil.

Çevresindeki insanlardan sadece parasını değil sevgi ve merhametini de esirgeyen bir adamın hikâyesini kara komedi tarzında anlatan oyunun; ince detayların gözetildiği, emek ürünü zarif bir dekoru var. Kostümler de eserin yazıldığı dönemin giyim tarzı gözetilerek hazırlanmış. Ancak dekorda ve kostümlerde gösterilen özen, oyunun yönetiminde ve oyuncu seçiminde pek gösterilmemiş gibi duruyor. Genel bir aceleye gelmişlik ve oturmamışlık hissini bitinceye kadar hissettiğimiz oyunda, özellikle tüm kurgunun üzerine kurulduğu Harpagon karakterinin performansının üst düzey olması gerekirken bu oyunda Harpagon‘u canlandıran sanatçı, oyunun amatör bir oyun mesabesine inmesine neden olacak kadar kötü bir performans sergiliyor.

Oyunun kadrosunu incelediğimizde büyük bir şaşkınlıkla Harpagon’u canlandıran oyuncunun Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz yıl göreve gelmesiyle devlet tiyatrolarına gözle görülür bir enerji ve oyun zenginliği kazandıran Mustafa Kurt başarılı bir yönetici ve yönetmen iken çok zayıf bir oyuncu olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım. Bir genel müdürün oyunda rol alması aslında şık ve takdir edilmesi gereken bir davranış. Oyuncu ve sahne arkasındaki personelle aynı atmosferi soluması, onların sorunlarını bizzat sahada görmesi vs iyi bir yönetici vasfı olarak değerlendirilmeli. Ancak bu olumlu davranışı iyi oyunculuk ve başarılı bir performansla taçlandırabilseydi keşke. Özellikle aşçı-arabacı rolünde İsmet Numanoğlu, Frosine karakteriyle Fulya Koçak ve oğul Cleante rolüyle Tolga Tecer üst düzey performanslarıyla oyunu kurtarmaya çalışsalar da ana karakter olan Harpagon tökezleyince oyun da yürümemiş. Sahnede Harpagon‘dan ziyade Dersu Uzala‘yı izliyor gibiyiz sonuna kadar. Oyunun temposunu en çok yükselteceği ve izleyiciyi coşturacağı finaldeki tirat sahnesinde bile o kadar yetersiz ki bir an önce bitsin bu bölüm dedirtiyor.

Yönetmenin de oyuna çok fazla bir katkısının olduğunu veya yenilik getirebildiğini söylemek zor gözüküyor. Ayrıca izleyici olarak tahammül edemediğimiz bir oyunculuğa, usta bir yönetmenin nasıl onay verdiğini, oyuncunun makamını düşününce anlamak mümkün hale geliyor. O noktada da bir sanatçının eserini özgürce, istediği gibi ortaya koyamayışı ve böyle bir durum karşısında tepkisini dile getirememesi, eyyamcılık yapması da insanı acı acı düşündürüyor.

Sonuç itibariyle abartılı bir Cimri karakteri üzerinden insan ilişkilerindeki yozlaşmayı irdeleyen, tüm karakterlerin yalan, dalavere, yalakalık, üç kağıt ile iş görmesiyle mizaha bolca malzeme vaat eden oyun güncellenebilse, günümüze uyarlanabilse bolca kahkaha attıran ve güçlü mesajlarla iz bırakan unutulmaz bir oyun olabilirdi. Ankara DT her ne kadar çabalasa da bu fırsatı şimdilik kaçırmış gözüküyor.

ETİKETLER: , , ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.