Ali Aydın

Kemalizm, ciddiyet ve yapılmayan tartışma

22.12.2018
Kemalizm, ciddiyet ve yapılmayan tartışma

10 Kasım törenleri üzerinden yapmak durumunda kaldığımız tartışma gösteriyor ki, bazı hususları görme ve tartışma mecburiyetimiz var. Meseleyi ülkenin kurucu figürüne el çabukluğuyla bağlayıp sessizlik ve itaat talep edenlerin iktidar ve imtiyaz arayışında oldukları açık. Cumhuriyet’in kuruluş şartlarında hayata geçirilen siyasetin ve tarzın bugünü de şekillendirme arzusu var. Bu imtiyaz ve iktidar arayışının, bu siyasal arzunun nesnesi olarak konumlandırılmış kesimlerin söz konusu düzeneği yeniden şekillendirmek yerine çekingen bir homurtuyla meseleyi geçiştirmeye çalışması kurtulmak için çabaladığı dünün bugüne uzanmasına, bugünü şekillendirmesine neden oluyor.

Alanı ve sınırları başkasının belirlediği bir parkurda mücadeleye razı gelmek işleyişi bir takım sonuçları önceden gerçekleştirmeye veya önlemeye göre yapılandırılmış bir düzeneğe razı gelmektir. Tarihin kimi kritik dönemlerinde böyle bir mahkûmiyete razı gelmenin anlaşılabilir nedenleri olabilir. Ancak yıpratıcı bir yaşanmışlığın, ödenmiş ağır bedellerin ardından gelen iktidar dönemlerinde söz konusu parkuru ve parkurun düzenleniş biçimini sorun etmeden yol almaya devam etmek ya neden şikâyetçi olduğumuzu veya gerçekten ne istediğimizi bilmemektir.

Türkiye’nin kronik sorunlarını insanların niyeti, ahlaki düzeyleri vs. üzerinden okuyan yaklaşım siyaseti lüzumsuzlaştırmakla/anlamsızlaştırmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye’nin kaderini bugün de tayin eden Kemalizm’in kemali ciddiyetle tartışılmasının da önünü kapatıyor. Nihayetinde hakkı verilmesi gereken bu hayati tartışma ya Kemalizm’in karikatürümsü yandaşlarına veya yanı pozisyondaki karşıtlarına indirgenip buharlaştırılıyor, maalesef halen de buharlaştırılmaya devam ediliyor. Oysa bu ülkede Kemalizm meselesi ne 10 Kasım’da çarşaflı kızın sansasyonel eylemi, ne de Tek Parti döneminde gerçekleşen eşdeğerdeki başka bir çarpıcı eylemde tüketilebilir.

Kemalizm bu toplumun doğal insicamını başka türlü dönüştürmeye yönelik bir siyaset olmanın ötesinde devletin ideolojik ve baskı aygıtlarını son derece hoyrat kullanarak bu ülkenin tarih-kültür-inanç müktesebatına öldürücü müdahalelerde bulunmuş bir harekettir. Dil, tarih vs. gibi bir toplumun hayat kanallarına kastederek belleksizleştiren bir girişimin hayatiyet verdiği devlet-toplum ilişkisini, Anayasa başta olmak üzere yasal mevzuatı, simge ve değer dünyasını, tören ve ritüelleri sorgulamaksızın, adalet ve özgürlük temelinde dönüştürmeksizin sistem içi aktör değişiminde enerji tüketmek açıkçası büyük bir hezimettir. Bu büyük hezimeti daha büyük hezimet yapan ise sistem içindeki aktörlerin pozisyon değişimine bakıp yaşadığı hezimeti büyük bir zafer olarak değerlendirmektir.

Türkiye sorunlarını ciddiyetle tartışmak durumundadır. Türkiye meselelerini derinlikli ve bütüncül tartışmak durumundadır. Bunları yapmadığında sorunlarını çözemediği gibi kimsenin memnun olmadığı bir vaziyeti tahkim ederek sürdürmek durumunda kalıyor. Ulusal, bölgesel ve küresel gelişmelerin tetiklediği kimi krizler, devletin ve toplumun aklına önceki dönemden kalma siyasetleri getiriyor olabilir. Ancak akla bu siyasetlerin gelişi ne onların doğruluklarına ne de sorun çözücülüklerine delalet ediyor. Tersine, şayet açık konuşacaksak, devletin-toplumun hafızasının boşluğuna, ibn’ül vakt olamayışına işaret ediyor. Bugünün krizini dünün işlevsiz çözümleriyle aşamayız. Bugünün krizini dünün işlevsiz çözümleriyle layıkıyla hesaplaşmadan hiç veremeyiz. Bu hesaplaşmayı yapmak yerine meseleyi magazinleştiren egemen tarza yol vermek düne razı gelmedir ve bu ülkenin yarınlarına kastetmektir. Kemalizm nasıl ülke ve hatta Kemalistler için kapan işlevi görüyorsa aynı şekilde Kemalizmi ciddiyetle tartışmak yerine magazinleştirerek hafifletmek de başka bir kapan işlevi görüyor. Türkiye’yi bu kapandan çıkarmak bugün tarihi bir sorumluluktur.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.