Ali Aydın

The Browning Wersion

09.06.2019
The Browning Wersion

Sağlık sorunları neden gösterilerek işine son verilen son derece dakik, kuralcı ve disiplinli bir öğretmenin hikayesine odaklanan film, öğretmenlerin genelinde gözlemlenen tükenmişlik sorununa dair doneler barındırıyor. 

Malulen emekli olma talebi okulun yönetim kurulu tarafından reddedilen dolayısıyla ekonomik beklentisini karşılayamadığı eşi tarafından horlanan Mr. Crocker-Harris, okul idaresi tarafından da, yapacağı sıkıcı konuşmanın coşkuyu azaltacağı endişesiyle veda konuşmasını en son konuşmacı olarak değil de ilk konuşmacı olarak yapması talebiyle karşılaşır. 



Disiplin anlayışı nedeniyle öğrencilerince 9. sınıfların Himmler’i sıfatı layık görülen ve ‘’külüstür’’ lakabıyla anılan öğretmen mesleğe başladığı ilk yıllarda çok sayıda ödül almış bir öğretmendir. Kendisini sevdirecek beceriye sahip olmadığının farkında olan Mr. Crocker-Harris, öğretmenliğinin ilk yıllarında çocuklarla iletişim kurmak için çok çabalamış, mizah yoluyla ciddiyetle olduğundan daha fazlasını öğreteceğini keşfetmiştir. O yüzden de kendini olabildiğince sevdirmeye çalışmış, çoğu zaman da başarılı olmuştur. 

Ancak nispeten başarılı olduğu yıllar geride kalmıştır. Mr. Crocker-Harris ”sevilmediğimi biliyordum tabii ama şimdi nefret ediliyorum. Artık bana gülmüyorlar. Nedeni hastalığım mı diye çok düşündüm ama gördüm ki mesele vücudun değil ruhun hastalanmasıyla ilgili bir şey” diyecek kadar başarısız bir öğretmen olduğunun da, bunun ana nedeninin de farkındadır. 

Kendisinden nefret eden ve aldatan karısını ekonomik ve manevi açılardan tatmin edemeyen öğretmen, bir öğrencisinin içten sevgi göstermesi karşısında duygusuz görüntüsüne rağmen ağlama krizi yaşayacak kadar duygusal tükenmişlik içerisine girmiştir. 

Hazırladığı sıkıcı konuşmayı yarıda kesip konuşmasına hissiyatını aktarmak için irticalen devam eden öğretmen uzun süre coşkuyla alkışlanacağı veda konuşmasında öğrencilerine hitaben şunları söyleyecektir: 
”Özür dilerim, benden istemeye hakkınız olanları size veremedim; sıcakkanlılık, teşvik ve insaniyet
Özür dilerim çünkü Himmler lakabını hak ettim. Ve böyle yaparak bir insanın yapabileceği en asil görevi lekeledim; gençlerin eğitimi ve yetiştirilmesi. 
Hiçbir bahanem yok. Buraya geldiğimde ne yapmam gerektiğini biliyordum ama yapmadım. Başarısız oldum, sefil bir şekilde başarısız oldum. Umarım siz ve diğer sayısız öğrencim sizleri hayal kırıklığına uğrattığım için beni bağışlarsınız. Ben kendimi o kadar kolay bağışlamayacağım. 
Bu kadar, hoşça kalın.”

Kendisine mekan olarak okulu ve sınıfı seçen eğitim temalı birçok filmde gördüğümüz modern okul sisteminin tıkanmışlığı, öğrencinin mutsuzluğu ve sıkılmışlığı, öğretmenin tükenmişliği olgularını bu filmde de tüm açıklığıyla görebiliyoruz. Bu üç sorun da birbirinden bağımsız değil zira birbirini besleyen ve tetikleyen sorunlar. Film vesilesiyle günümüzde öğretmenin tükenmişliği sorununu ele alırken diğer sorunlarla iç içeliği görülecektir. 

Öğretmenin tükenmişliği üç aşamada gerçekleşmektedir:

1-Duygusal tükenme: Yorgunluk ve duygusal yönden aşırı yıpranmış hissetme şeklinde tezahür ediyor. Bu aşamadaki öğretmen öğrencilerine karşı yeterince verici ve sorumlu davranamadığını yetersiz olduğunu düşünür, gerginlik ve engellenmişlik duyguları yaşar.

2-Duyarsızlaşma: Başkalarına karşı olumsuz ve alaycı tutumlar gösterme, insanlara nesne gibi davranma aşamasıdır. Sorunları çözmede yetersiz ve güçsüz hissetme ve kaçış yolunu tercih etme şeklinde de yansır. Çevresiyle ilişkiyi asgariye düşürür, başkalarının hislerine ve sorunlarına soğuk ve mesafeli durur. 

3-Düşük kişisel başarı hissi: Kişinin kendini olumsuz değerlendirmesi. İkinci aşamada başkaları hakkında olumsuz düşünürken artık kendisi hakkında da olumsuz düşünmeye başlar. Kendini başarısız ve suçlu hisseder, sevilmediğini düşünür. 

Ayrıca, tükenmişlik yaşayan öğretmenlerin en belirgin ortak özelliği; katı disipline yönelmeleri, öğrencileri ile aralarındaki mesafeyi açmaları, kurallara sığınmaları, bir anlamda kendilerini kapatmalarıdır. 

Yapılan saha araştırmalarında öğretmen tükenmişliğine yol açan nedenler incelendiğinde aşırı zaman kısıtlamasının, diğer öğretmenlerle olan zayıf ilişkilerin, kalabalık sınıfların, kısıtlı kaynakların, rol çatışması ve karmaşasının, görevinde yükselme ve daha iyi imkânlara kavuşma yolunun sınırlı oluşunun, idarecilerden gelen sınırlı desteğin, okulun işleyişi ve eğitim-öğretim ile ilgili kararlara katılma imkanın az olmasının, öğrencilerin disiplinsiz ve saygısız davranışlarının etkili olduğu saptanmış. 


Bütün bunlara katılmakla birlikte öncelikle öğretmenlik mesleğinin ciddi bir itibar sorunu bulunduğunu düşünüyorum. İdarecileri, öğrencileri, velileri ve toplumun geri kalanı nezdinde itibarsızlaştırılan öğretmen, mesleki itibarın yanı sıra ekonomik açıdan da itibarı olmayan bir meslek konumuna itilmiş bulunuyor. Öğrenciden saygı görmeyen, veli tarafından işi öğretilen, eğitim yöneticileri tarafından sık sık kamuoyu önünde saygınlığı ayaklar altına alınan öğretmenin, filmdeki öğretmen gibi çok asil bir iş yaptığını düşünmesine rağmen o işe dair hiçbir inisiyatif hakkının olmaması, ne öğretim yöntemlerinde ne de aktaracağı müfredatın belirlenmesinde hiçbir rolünün olmaması yani vasıfsızlaştırılması hem kendisine hem de mesleğine olan saygısını azaltan bir işlev görüyor. Nurettin Topçu’nun ifadesiyle öğretmen artık fikir ve kültürün otorite merkezi olmaktan çıkıp boynu bükük bir memura, yetkisiz bir öğreticiye, müdürün emrinde bir bordroluya dönüştürülmüştür.

Zorunlu-kitlesel okul sisteminin temel özelliği olan standardizasyon ve tekçi-merkeziyetçi yaklaşım gereği içerik, müfredat ve öğretim yöntemleri ile işleyiş, eğitimin sahadaki iki ana öznesi olan öğrenci ve öğretmenden bağımsız olarak tek bir merkezden belirlenir. Özne olamayan ve hisselerine nesneleştirilme düşen öğrenci ve öğretmenin ilişkisinden anlamlı bir sonucun çıkmasını bekleyen sistem, başarısızlığın tüm sorumluluğunu da öğretmenin üzerine yıkmaktan imtina etmez. 

Modern eğitimde eğitimciler belli alanlarda uzmanlardan oluşur. Aimin yerini expertler almıştır. Öğretmenin sadece kendi dersini bilmesi yeterlidir, diğerlerini bilmese de olur. Böylelikle varlık dünyasının çok boyutluluğu teke indirgenirken bir çeşit gardiyana veya bakıcıya dönüştürülen öğretmen de yaptığı işin boşunalığı ve değersizliğiyle yüzleştirilir. 

Gereksiz evrak bürokrasisi ile boğuşturulan öğretmen aynı zamanda katı hiyerarşik yapıyla imtihan olur. Ast-üst, amir-memur ilişkisi öğretmenin kendini değersiz hissetmesine neden olan başka bir unsurdur. 
Bunların yanı sıra öğretmenin kamuoyu önünde sürekli niteliği sorgulanır, kalitesinin artırılması için yapılacaklar tartışılır. Performans sistemi getirilir, öğrencisi ve velisi tarafından notlandırılarak aşağılanır. Alo 147 gibi ihbar hatlarıyla soruşturmalardan kafasını kaldıramaz durumlara sokulur. Ücretli, sözleşmeli, görevlendirme, kadrolu gibi kategorilere ayrılır, ciddi maaş farklarıyla çalıştırılır. 

Zorunlu ve kitlesel modern eğitim sisteminin, asli unsur olan öğretmene verdiği değer betimlediğimiz boyuttadır ve sadece ülkemiz değil tüm dünyada öğretmen benzer pozisyonda çalışmakta, aynı değersizliği hissetmekte, duygusal tükenme boyutunda da olsa tükenmişlik sendromu yaşamaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.