Ali Aydın

Niçin Buradayız ?

Merhaba,

Eğitim konulu olanlar başta olmak üzere ulusal gazetelerde yayımlanan ve halihazırda yayımlanmaya devam eden yazılarımızı aliaydin.blog ile daimi
bir pencereden derli toplu sunma arzumuzun bir neticesi olarak ortaya çıkan bir yer burası…

Ana yönelimimiz eğitim…

Ne var ki Türkiye’de eğitimin mevcut gündem içinde tayin edilmiş bir yeri var. İşte bizler o yere itiraz etmek için buradayız.

Eğitimi; öngörüldüğü, rıza gösterildiği kadarıyla konuşma pratiğini bugüne kadar hiç edinmedik, bundan sonra da edinmeyeceğiz.

Esasında eğitimi konuşmak insanı konuşmaktır.
Eğitimi konuşmak devlet – toplum, din – devlet ilişkisini konuşmaktır.
Eğitimi konuşmak ekonomi-politiği, iktidarı, ideolojiyi konuşmaktır.
Eğitimin tarihî arkaplanını, modern zamanlarda formatlanan amaçlılığını, yasal dayanakları ile felsefi, sosyolojik ve politik anlamını tartışma zemininden uzaklaştırmadan konuşmak için buradayız.

Modern toplumun “uzman” mitine mesafeliyiz.
Hastalığın semptomlarını sıralamak yerine doktorun hastalığa katkısını sorguluyoruz. Reçete yazmak değil derdimiz.

Eğitim meselesinde sihirli dokunuşun, şapkadan çıkacağı düşünülen tavşanın, biyografik mucize anlatılarının münkiriyiz. Araçsal rasyonel aklın çocuklara yaptıklarını, toplumlara reva gördüklerini perdeleyen hiçbir örtü ile işimiz yok.

Kamusal dikkatin kıt bulunduğu şu günlerde akleden kalpler ile insan olmanın onurunu ve haysiyetini muhafaza edebilmek “eğitim-öğretim” gibi elde var bir diyerek kavramdan ikmal edilen bir meşruluk
ile kendisini dokunulmaz kılan ne var ki insanı kapatan, körelten, nesneleştiren bir düzeneği tüm gözlerden ırak tutma girişimlerine karşı faş etmek için buradayız.

Bu ülkenin müktesebatına, tarihî ve kültürel derinliğine inanıyoruz. O derinliğin hem bir insan teki olarak hem de toplum olarak bizim hikâyemizin kurucusu olduğundan şüphemiz yok. Ancak içinde bulunduğumuz an yeni şeyler söylememizi zorunlu kılıyor. Aslında hikâyemiz de bizim buna talip olma irademiz ile mukayyet.

Dünya bir altüst oluş içinde.
Küre ölçeğinde aşınan çok şey var.
Post-kültürel bir döneme mi giriyoruz?
Bir taraftan çeşitlilik artıyor vurgusu yapılıyor diğer yandan korkunç bir tektipleşme yaşanıyor…
Aktarma organlarının iflasına tanıklık ediyoruz. Aile ve eğitim yara aldı.
Modernden postmoderne eğitim ne yana aile ne yana çocuk ne yana düşüyor?
Buna ilişkin bir kavrayış var mı? Bir tartışma, bir gündem var mı? Karınca kararınca hiç kimse yapmasa bile kendi adımıza biz böyle bir kavrayışa memur olduğumuzu düşünüyoruz. 

Yazılarımız esasında kendi iç aydınlanmamız için yaktığımız küçük fenerler. Bir başkasına hiçbir vaat ile yazılmadı. Ama içimizde de kalamazdı. Onun için paylaştık hep. Ders verir gibi değil ama tanışmasak da hemdert olanımız var ise ona da ulaşsın diye.

Bir arayışımız olmadan hiçbir şeyi bulmaya hak kazanamayacağımızı biliyoruz. Onun için eğitimi mesele etmek, dert bilip yüklenmek, gündemimiz kılmak için buradayız…

Eğitimin nötr bir alan olmadığını da biliyoruz. Onun için eğitimin ufkunda kanatsız uçmayacağız. Felsefe, sosyoloji, kültür ve sanat kanatlarımız olsun istiyoruz. İçerik olarak mümkün mertebe kültür ve sanat sokağını boş bırakmayacağız.

Ana yönelimimiz eğitim dedik; ama bilhassa sinema ve tiyatroya tutkunuz. Bu tutkumuza  bir yer açmak için de buradayız. 

Derdimize, tutkumuza ortak olmanız dileğiyle…

Hoşgeldiniz…