Ali Aydın

Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli

06.09.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli

Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesine 23 Ağustos 2017 tarihinde bir haber eklendi.

http://www.meb.gov.tr/bakan-yilmaz-tip-fakultesini-kazanan-meslek-lisesi-mezunu-nuriye-kalkmaz8217i-kabul-etti/haber/14348/tr

“Bakan Yılmaz, tıp fakültesini kazanan meslek lisesi mezunu Nuriye Kalkmaz’ı kabul etti”.

Bakanlık sitesinde yer alan ve kamuoyu ile paylaşılan haberin başlığı buydu.

Başlığın altında ise şu bilgiler yer alıyordu: Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bir meslek lisesinin radyo ve televizyon bölümü mezunu olan ve tıp fakültesini kazanan Nuriye Kalkmaz’ı makamında kabul ederek başarısından ötürü tebrik etmiş,  başarılarının devamını dilemiş. Kabulde Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürü ile öğrencinin mezun olduğu meslek lisesinin yöneticileri de hazır bulunmuşlar.

Bu haber kısa sürede viral bir etki yaratarak tüm medya kuruluşlarınca anında paylaşıldı. O kadar ki haberi kullanan medya organları haber metnini bakanlığın sitesinden kes-yapıştır usulünce alıp kullanmakta bir sakınca görmediler. Muhtemeldir ki haberin içeriği, o içeriğin sunumu medya mensuplarını ziyadesiyle tatmin etmişti. Güzel bir haber vardı ortada, bakanlık yetkilileri de sağ olsunlar güzelce anlatmışlardı; eğitim muhabirlerinin içi rahattı.  Bu nedenle olsa gerek bakanlığın sitesinde yer alan haber, noktasına virgülüne dokunulmadan tüm medya organlarınca kullanıldı. Sosyal medya da habere hatırı sayılır bir ilgi gösterdi, eğitimcilerin kullandığı sosyal medya hesaplarında “başarı hikâyesi”örnek olarak sunuldu.Herkes memnun, herkes mutluydu.

Buraya kadar her şeyin iyi niyetle yapıldığına dair hiçbir kuşkumuz yok. Ne var ki habere konu olan durum eğitim-öğretim sistemimizin vaziyeti, bakanlık bürokrasinin meseleye ilişkin farkındalık düzeyi,STK’ların uyurgezerliği ve onca eğitim muhabirinin bîihaberliği ile ilgili nahoş bir fotoğrafı önümüze çıkarıyor.

Mesele başarılı bir öğrencinin bakan düzeyinde kabule mazhar olması, taltif ve tebrik edilmesinin çok ötesinde. Konuyu bu düzeyde ele almak sadece bizim düzeyimizi ele verir. Örnekte de görüldüğü üzere veriyor zaten!

Bizzat bakanlığın sitesinden servis edilen haberin başlığından da anlaşılacağı üzere öğrencinin bakanlıkta üst düzey bir kabul ile taltif edilmesinin nedeni, öğrencinin tıp fakültesini kazanmış olması değil. Böyle bir kabulün gerçekleşmesinin asıl nedeni tıp fakültesini kazanan öğrencinin meslek lisesi mezunu olmasıdır. Dolayısıyla bu haberde izi sürülmesi gereken bakanlık düzeyinde gerçekleştirilen bu uygulama ile meslek liselerine dair bakanlığın algı ve kabulleri ile tüm meslek lisesi öğrencilerine verdiği örtük mesaj nedir?

Bu haberden hareketle cevabını arayacağımız soru, bakanlığın hem meslek liselerine dair kabulleri hem de meslek lisesi öğrencilerine verdiği mesajların kendisi tarafından tanımlanan misyon, vizyon ve yine kendisi tarafından belirlenen mesleki eğitimin amaçlılığı ile ne ölçüde örtüştüğü sorusudur.

Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin amaçlar bölümünde meslek liselerinin amaçları d bendinin 1. ve 2. Maddelerinde şöyle sıralanmış:

“1) İş, hizmet ve sağlık alanlarında ihtiyaç duyulan ulusal ve uluslararası meslek standartlarına uygun nitelikte insan gücünün yetiştirilmesi, mesleki bilgi ve becerilerinin güncelleştirilmesi ve uygulanan programlarla girişimcilik bilinci, meslek etiği, iş sağlığı ve güvenliği kültürü ile iş alışkanlığının kazandırılmasını,

2) Mesleki eğitim görenlerin istihdama hazırlanmasını”

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ise internet sitesinde misyonunu,  en başta sosyal ve ekonomik sektörlerin işgücü taleplerini mesleki ve teknik eğitim ile karşılamak olarak tanımlamış.

http://mtegm.meb.gov.tr/www/misyon-ve-vizyonumuz/icerik/210

Demek ki mesele sadece iyi niyet değil. Gerçekleştirdiğiniz hatta teşvik olacağını düşündüğünüz bir uygulama bir anda kendi varoluşunuzun beyhudeliği ile ilgili bir itirafa nasıl dönüşüyor. Mesele bu!

Çünkü bu uygulamada iki şey örtük olarak söylenmektedir:

1) Meslek liseleri her ne kadar meslek edindirmek ve istihdam edilmek üzere nitelikli işgücü oluşturmak amacıyla kurulmuş olsalar da meslek lisesi öğrencilerinin tıp, mühendislik, hukuk gibi alanlara yönlendirilip teşvik edilmeleri gerekir.

2) Meslek liseleri akademik kalitenin çok altında olan eğitim kurumları olduğu için üniversite sınavında onlar için başarı mucizedir. Bu mucizeyi nadiren gerçekleştirenler çıkarsa onlar mutlaka ödüllendirilip, örnek gösterilmelidirler.

Böylece ne söylemiş oldunuz: Meslekî eğitimin adı var kendisi yok. Meslek liseleri nadir biçimde başarının “mucize” olarak tecelli edebileceği kurumlardır. Ey meslek lisesi öğrencileri; Çocuk Gelişimi, Grafik, Yiyecek ve İçecek Hizmetleri, Radyo ve Televizyon vd. alanlarında eğitim- öğretim görüyor olabilirsiniz ama kendinizi mesleğe değil akademik başarıya dolayısıyla üniversite sınavına hazırlayın!

Bir STK temsilcisi çıkıp bu mesajın mesleki eğitimin amaçlılığı ile örtüşmediğini, bir mesleki eğitim yöneticisi çıkıp “iyi niyetli” olsa da sonuçları itibariyle bu durumun nahoş bir itiraf olarak kendi kendini vurmak olabileceğini, bir eğitim muhabiri çıkıp da bu durumdaki absürtlüğü dile getiremiyor. Tabi nasıl getirsin? Önce görmesi gerekiyor…

İşte karşınızda bir haber ve bürokrasi, STK, medya organlarının tekmili birden ahvali!

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.