Ali Aydın

Örselenen Öğretmen Ruhu ve Medeniyet İnşası

10.01.2020
Örselenen Öğretmen Ruhu ve Medeniyet İnşası

Murat Alan yazdı…

Her insanın kendi kişisel tarihinde bir öğretmeninin izlerini görebiliriz. Onun yankısını, sesinde, soluğunda, anılarında karakterinin biçimlenmesinde hissederiz. Aynen insanlar gibi medeniyetlerin doğuşunda ve yükselişinde muallimlerin payı çok büyüktür. Örneklendirecek olursak; özellikle Antik Yunan ‘da Sokrates ‘in okulu Yunan Medeniyet inşasının ilk yapı taşı olmuştur. “Beni babam gökten indirdi, ama öğretmenim beni yerden göğe çıkardı” diyen Büyük İskender öğretmenin değerini ve önemini çok iyi anlamıştır. Kaldı ki aynı İskender Özbekistan steplerine ulaşasıya kadar da, geçtiği yerlerin kültürlerini kendi bünyesine katmasını iyi becermiştir. Bu özellikleri Büyük İskender’i iyi bir öğrenci de yapmaktadır. Hatta bu ilim alma konusunu öyle ileri bir noktaya taşımıştır ki ;Mezopotamya ‘dan geçtikten ve oradaki ilmi yapıyla hemhal olduktan sonra “Büyük İskender’i “ona karşı çıkanlar “Persli olmak” ile itham etmişlerdir.

Bizim tarihimizde de öğretmen ne zaman ön planda olmuş ise o devirde çok büyük atılımlar ve ilerlemeler oluşmuştur. Nizamülmülk ‘ün eğitim yaklaşımı ile Selçuklu Medreseleri altın çağını yaşamıştır. Osmanlının ilk kuruluşunda bir kanaat önderi, bir muallim olması hasebiyle Şeyh Edebali’nin kurucu misyonu aşikârdır. Şeyh Edabali ‘nin etki alanı küçük bir Osmanlı Beyliğinin cihanşümul bir devlete doğru yürümesinin ilk adımlarını oluşturmuştur. Yine o dönemde sayabileceğimiz Mevlanalar, Nasrettin Hocalar, Ahi Evranlar ya da Balkanları eğiten Hoca Ahmet Yesevilerin, Anadolu’nun eğitim hayatında Hacı Bektaş ı Velilerin ,Hacı Bayram-ı Velilerin etkisini saymamak büyük bir hata  olacaktır.

Asıl en karizmatik örnek ise Fatih’tir. Ne zaman Fatih adında, çok iyi eğitim almış, hocasının çamurunun üzerine sıçramasından gurur duyan bir genç tarih sahnesinde yerini almış ve böyle bir eğitimin sonucu olarak ta İstanbul alınmıştır. Tabii olarak sadece salt iyi eğitimli bir Fatih figürü bu muazzam başarının tek faktörü olmasa da en büyük pay sahibi de Fatih’in karizmatik liderlik etkisi olmuştur. Fatih altı dil bilmese, çağı iyi okuyamasa, Bizans ‘ı tanımasa ya da tarihi iyi bilmese, coğrafyadan anlamasa, topografya bilgisi eksik olsa, öğretmenlerinin değerini bilmeyen bir talebe olsa acaba İstanbul’u Fetih edebilir miydi? Asıl bu çağda bu soru tüm yönleri ile cevaplandırılmalı ve öğretmenlerinin Fatih üzerindeki etkisi iyi incelenmelidir.

Öğretmene, çağın önünde giden münevvere, muallime değer veren Osmanlı ilerlemesini 17.yy kadar devam ettirdi. Bu tarihten sonra; her alanda olduğu gibi eğitim alanında geriye giden Osmanlı belki de hem gerileme hem çöküşünde liyakatten ayrıldığı için kaybetti. Sarayın ve güç merkezlerinin istediği şekilde fetva veren şeyhülislamlar türemeye başlayınca ehliyet, liyakat sistemi ortadan kalktı. Ne yazık ki beşik ulemalığı denilen ucube şey bu dönemde ortaya çıktı. Artık şeyhülislamlar devrin yapısına göre oligarşik, pragmatist ve maslahatçı fetvalar verebiliyorlardı.  Osmanlı büyüsü sona eriyordu. Bir de sanayi inkılabını da kaçıran Osmanlı eklenince çöküş kaçınılmaz oldu.

Nurettin Topçu üstadın deyimiyle “Medeniyetleri yapan da, yıkan da muallimlerdir.” Öğretmen mesleki doyum şartlarında mutluluğu yakalayarak mesleğini icra etmelidir. Öğretmenin rehberlik edebilmesi ve yöneteceği sahneyi tanzim edecek yegâne güç merkezi olarak tanımlanması sağlanmalıdır. Öğretmen cesaretlendirilmeli ve güvenilmelidir.

Öğretmen, haftalık dersini ve günlük okuttuğu derslerindeki kazanımları sadece öğreten bir basit memurdan farklı düşünülmelidir. Öğrencilerin ruhunu şekillendiren bir sanatçı olarak görülmelidir. Söze geldiğinde aydın, münevver, uzman gibi tanımlar ile tanıtılan öğretmenin saygın bir iş yaptığı bürokrasi ve halk tarafından bilinmeli, bildirilmeli ve hissettirilmelidir.

Öğretmen kendini değerli görebilmeli ve bu değeri hissedebilmelidir.

Öğretmen müdürünü memnun eden, sorun getirmediği zaman takdir gören ve müdürünün reklamı için çalışan bir kişilik olmadığı artık anlaşılmalıdır. Veliye, öğrenciye karşı şirin gözüken iyi roller yapmaya mecbur edilen bir memur olmadığı artık akıllara kazınmalıdır.

Örselenmiş, mesleki doyumdan uzak öğretmenlerden sorumluluk almaları bir adım ötede yeni kurgularla ilerleme yapabilecek bir bilinç taşıması zor beklenecek bir durumdur. Medeniyet tasavvuru gibi düşler gören kesimlerin artık öğretmenin hakkı olan saygıyı en üst düzeyde özümsemesi ve göstermesi gerekmektedir. Yoksa yapay zekâ devrinde, uzaya gidenleri izleyen ve belki onların hikâyelerini okuyan bir millet olmamız kaçınılmaz olur. Kendi medeniyetini tam kuramadığı için hep başka medeniyetlere öykünen ve vahşi kapitalizmin pazarı olmaktan kurtulamayan bir ülke olur çıkarız.

Artık karar sizin beyler…

ETİKETLER: , , ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.