Ali Aydın

The Ballad of Buster Scruggs

24.01.2019

Bekir Birbiçer yazdı…

The Ballad of Buster Scruggs

The Ballad of Buster Scruggs “True Grit” den sonra Western türüne geri dönen Coen Biraderler’in en iyileri arasına çok rahat girdiğini düşündüğüm, muhteşem görüntü yönetmenliğiyle iz bırakıp en yakın zamanda tekrar izleme isteği uyandıran özel bir yapım. Birbirinden güzel altı bağımsız hikâyeyle duygu dünyalarını izleyiciye açan Coen’ler, müthiş bir oyuncu kadrosuna sahip olan çalışmayı ilk başta Netflix için mini dizi olarak tasarlamışlar fakat son dakika değişikliği ile bölümleri birleştirerek sinema filmine dönüştürmeyi tercih etmişler.

İzleyicinin bünyesine göre en iyi bölüm sıralaması değişkenlik arz edebilir. Zira genelin teveccühünü, Coen Biraderler’in mizah anlayışıyla harmanlanmış klasik Western hikâyeleri olan ilk iki bölüm kazanırken beni etkileyen daha çok üç ve dördüncü bölümler oldu.

Üçüncü bölümde kolları ve bacakları olmayan bir drama sanatçısının popüler kültür karşısında silinişi hikaye ediliyor. Yarattığı zengin çağrışımlar düşünsel tatmin sağlarken özellikle finaliyle ağızda acı bir tat kalıyor, sanatçının etkili tiratları da kulakta iz bırakıyor. 

Sözlü kültürün yazılı kültür karşısında düştüğü pozisyona, yazılı kültür de televizyon karşısında düşmüştür. Vaktiyle yazı algıda bir devrim yaratmış, dilden yararlanma organı olarak kulaktan göze doğru bir kaymayı temsil etmişti. Bugün de yazının yarattığı sihir yerini elektroniğin sihrine bırakmış bulunuyor.

Bu bölümde Coen Kardeşler, televizyon öncesi dönemde edebiyata ve sanata olan ilginin süreç içinde nasıl içeriksiz ve niteliksiz eğlenme araçlarına kaydığını betimlemişler. Etkili bir sahne sanatçısının matematik hesabı yapabilen tavuğa yenilmesi gibi günümüzde de kültür, sanat, felsefe, edebiyat; yüzeysel, değersiz, albenili olana yeniliyor, televizyon ve internet içeriklerinde saçma olan, sığ ve adi olan sadece eğlendirdiği için seviliyor, tıklanıyor, milyonların ilgisini çekiyor. 

Karl Marks vakti zamanında; ”Matbaanın hatta baskı makinelerinin olduğu bir çağda ”İlyada” mümkün müdür? Matbaanın doğuşuyla birlikte şarkı söylemenin, hikâye anlatmanın, derin derin düşünmenin geçerliliğini yitirmesi kaçınılmaz değil midir?” diye soruyordu. ”Acaba Marks, günümüz medya içeriklerini görseydi neler derdi” diye hayıflanmadan edemiyor insan. 

Dördüncü bölüm, insanlara dair ne bir emare ne de bir insan eseri olan kanyonun yeşil kalbindeki muhteşem bir doğada güneşin, dağları ve yemyeşil vadiyi aydınlatmasıyla açılıyor. Sükûnet, dinginlik ve huzur, ormanın içinden şarkı söyleyerek yaklaşan kaba bir insan ve bet sesiyle birlikte bozuluveriyor. O çirkin sesin, çağlayan ırmaktaki balıkların, ırmaktan su içen geyiğin, tüm sakinliğiyle ağacın tepesinde etrafı kolaçan eden baykuşun, çiçeklerin üzerinde uçuşan kelebeklerin her birinin bir tarafa kaçışmalarına neden olmasıyla ”eyvah insan geldi” diyoruz. 

Altın arayan yaşlı adamın yemyeşil kanyona ilk gelişindeki sahne ile en son ortalığı kana bulayarak ve her tarafı kazıp şantiye alanına çevirerek giderken izlediğimiz sahne arasındaki fark insanın vahşiliğini ve tahripkârlığını orta yere seriyor. Nebatat ve hayvanatın barış içinde yaşadıkları uçsuz bucaksız doğayı paylaşamayan; hırsı, aç gözlülüğü ve bencilliğiyle sadece doğaya ve canlılara değil kendi türüne de düşman olan insanın fotoğrafını çekmiş Coen’ler kısacık bir filmle…

Böylesi ince ve naif yaklaşımlar ve muhteşem görsellikle insanın ruhunu okşayan Coen Kardeşlerin beşinci bölümde, Amerikan yerlilerine olan ırkçı Hollywood bakış açısının dışına çıkamamış olmaları üzücü olmuş. Nasıl ki dördüncü bölümde yaşlı adam huzur dolu cennet gibi doğaya geldi ve doğa ile içinde yaşayanların tadını kaçırdıysa aynı şekilde Batılı beyaz adam da yeni kıtaya geldiğinde içindekilerin bütün dünyasını alt üst etmişti. Bu gerçeği dördüncü bölümdeki eleştirel yaklaşım bağlamında yorumlarsak; doğayı ve içindekileri ifsat eden yaşlı adamın tarafında yer alıp onu görünce kaçışan canlıları ‘’vahşi barbar’’ yerine koymak Coen Kardeşler’e ve filmin zerâfetine hiç yakışmamış.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.