Ali Aydın

Çözümü bulduk, şimdi sıra sorun bulmada!

25.12.2018
Çözümü bulduk, şimdi sıra sorun bulmada!

Yeni buluş ve icatların haberleri eskisi kadar sansasyonel değil artık. Herhangi bir heyecan uyandırmıyorlar. Bilim, teknolojinin sofistike yeniden üretimini birkaç çok uluslu şirket için geliştirmek uğraşında. Epeydir insana ve insanlığa katkı sunabilmenin çok uzağında. Yine de mekanik oyuncaklar kataloğunun hacmi mütemadiyen genişlerken  “kendisiyle meşgul varlıklar” haline gelen bugünün insanını tüketilmeye hazır ilginçliklerle selamlamayı ihmal etmiyor.

Çölde kum fırtınasının ardından silinen izler misali hedeflerin silinip belirsizleştiği bir çağın tanığıyız hepimiz. Araçlardan yana hiçbir sıkıntı yok neredeyse. Hatta işin o kısmında hâlâ hummalı bir uğraş var. Sürekli üst üste yığılmalarına rağmen, bu bolluk ne rahmeti ne de bereketi akla getiriyor. Tüm birikimin, mücadelelerin, kavgaların da hedefsizlikten nasipdâr oldukları söylenebilir. Eylemlerimizin maksadını kavramak bulanık bir suyun yüzeyinde suretini görmeye çalışmaktan farksız. 

Kısa bir süre önce vefat eden günümüzün en etkili gözlemcilerinden biri olan Bauman, “Akışkan Modernite(Can Yayınları ) isimli eserinde,“Niçin?”, “Neden?”, “Niye?” gibi amaca gönderme yapan soru ifadelerinin günümüzde karşı karşıya kaldıkları aktüel mahzunluklarına Gerhard Schulze’den yaptığı bir alıntıyla dikkat çekiyor. Araçların bilinmediği geleneksel belirsizliğin yerine, hedeflerin bilinmediği, yeni bir belirsizlik durumuna geçtiğimizin kaydını düşüyor. Bu tespitler belli bir mesafeyi şart koşuyor. Hem dünya hem de dünyadakilerle. Dünya ve içindekilerle mesafesiz kurulan bir ilişkiden hâsıl olmayacak tespitler bunlar. Dolayısıyla hazmı kolay değil. Çünkü çevremizdeki telaş ve kıpırdanmalara bakarak sanki bir yerlere gidiyor olduğumuz, oraya gitmekteki maksadımızın açık ve berrak bir anlamının bulunduğu izlenimine kapılabiliriz. Bunun gerçek mi yanılsama mı olduğunu ise eldeki araçlarımız, kullandığımız teknikler, tercih ettiğimiz yol ve yordam ile hedeflediklerimiz arasındaki uygunsuzluk ile tenakuz söyleyebilir. Onu konuşturmanın ise fazladan -bugünlerde ise çok fazladan- bir çaba gerektirdiği aşikâr.

Süreci ıskalayan sonuç odaklılar cemaatinin müritleri belki de bizleri lüzumsuz bir tartışmanın içine girmekle itham edebilirler. Onların arasında çözümün, şifrenin, anahtarların elinde olduğunu iddia edenler çıkacaktır. Ancak keşke çözümü bildikleri kadar sorunu da bilmiş olsalardı. Bilmediği, adlandıramadığı, tanımadığı sorunlar dağının eteğinde oturan ama ‘her şeyi çözdüm’ dercesine kendinden emin bir adamın hali var onlarda. Bu korkutucu bir kesinlik vaaz eden bir eminlik.

Oysaki hem bizleri çepeçevre saran cari hayatın politikası hem bölgesel ve küresel mahiyetli altüst oluşlar bu kadar kolaycılığa ve gönüllü avunmalara tahammül edebileceklerine dair bir işaret vermiyor. İçeriyi sıhhatli kılmak dışarıda aradığımızdan /arayacağımızdan çok daha fazlasını vaat ediyor. Tehdit ediliyor olmak birazda tehdit edilmeye müsait olmakla ilgili. Bünyeyi güçlendirmek bir toplum olabilmemizle mukayyet. Toplumun sıhhat göstergesi ise sivil kurumları ile gündeme tesir edebilmesi, kendisini sahte gündemin içinde rehin bırakmaması ile ilişkili. Eğitimden kültüre, sanattan mimariye, ahlak ve erdemden düşünce ve felsefe ama e önemlisi dayatılan cari hayat politikalarının karşısına dikilebilecek esaslı ve seçkin insan ilişkilerinin tesisi burada saklı.

Sorunu bilmeden, çözüme sarılmanın tuzaklarına karşı teyakkuzda kalarak her düşünceyi pazara sürüp kıymetsizleştirmeden gerekli sabrı gösterecek, kalıcılığı da kaliteyi de buna ram olmakla mümkün gören bir idrak seviyesine muhtacız.

Muhtaçlığımız arayışımıza vesile olsun…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.