Ali Aydın

Captain Fantastic alternatif bir eğitim modeli sunuyor mu?

20.12.2018
Captain Fantastic alternatif bir eğitim modeli sunuyor mu?

Tüm Türkiye’de sadece 12 salonda gösterime girip toplam 2700 kişi tarafından izlenen,  Amerikan bağımsız sinemasının etkili örneklerinden biri olan Captain Fantastic, isminin verdiği intibaın aksine izlenme oranından da hemen anlaşılacağı gibi süper kahraman filmi değil.

Sıkı bir sistem eleştirisi yapacağı izlenimini vererek başlasa da ikinci bölümüyle bir çeşit aile dramına evrilen film, pek çok şeye değinse de bütüncül bakıldığında aile, ebeveynlik, çocuk eğitimi gibi kavramları tartışmaya açıyor. Bu konuda da aslında film net bir şey önermiyor diyebiliriz. Alternatif yöntemler üzerinde duruyor fakat  ‘ideal olan bu’ şeklinde bir yargıda bulunmuyor. Hatta yer yer ‘Sistem eleştirisi mi yapıyor yoksa sistem güzellemesi mi yapıyor?’ gibi sorular bile sordurabiliyor.

Mevcut olana farklı pencerelerden bakmaya çalışan, gerçekliğe değişik açılardan projektör tutan bu tarz filmlerden herkesin kendi anlayışı doğrultusunda sonuçlar çıkarıp anlam üretmesinin gayet doğal olduğunu belirterek filmin içeriğine bakacak olursak;

Ben Cash ve eşi zamanında aldıkları bir kararla, Platon’un devletinde bir cennet yaratıp çocuklarını birer bilge kral olarak yetiştirme umuduyla modern dünyanın dışına çıkıp ormanlık bir bölgede doğayla iç içe yaşamaktadırlar. 6 çocukları vardır ve dünyada hiç kullanılmayan isimler verdikleri çocuklarını ev-okul ortamında mükemmel bir eğitimden geçirmişler, yakın dövüşten tırmanmaya, felsefeden sanata, kuramsal fizikten ileri matematiğe kadar donanım yükledikleri bu çocukların her birini 6 dil bilen, öz güveni yüksek, her tür enstrümanı çalabilen ideal insanlar haline getirmişlerdir.

Çocuklara verdikleri eğitimin niteliğine örnek olması açısından 5 yaşındaki en küçük kızın faşist tanımını aktarabiliriz: ‘Büyük işletmelerle bunların totaliter ve tek partici diktatörlerince desteklenen milliyetçi ve saldırgan tipler.’

Gündüz spor yaparak, silah olarak sadece bıçakla avlanarak, akşamları da okuma ve okuduklarının analizini yaparak geçirirlerken günlerden bir gün, 3 aydır hastanede yatmakta olan zihinsel rahatsızlık yaşayan annelerinin intihar ettiği haberini almalarıyla şehre inmeleri gerekecek ve bir takım şeyler sorgulanmaya başlanacaktır.

Film,  girişiyle birlikte sizi içine çekmeyi başarıyor. Modern kent hayatının bütün karmaşasından ve zorunluluklarından uzakta doğayla baş başa bir yaşam, cezbediyor. Doğaya kaçış yönüyle ‘İnto The Wild’ esintisi yaratan filmde bir çeşit okulsuz eğitimin başarılmış olması haliyle sonrası nasıl gelişecek merakı uyandırıyor ve ilgi üst düzeye çıkıyor. Fakat şehir hayatıyla yüzleşme Ben Cash’in alternatif modelini, fikri yapısını ve kullandığı eğitim modelini sorgulatmaya başlıyor.

Filmin aynı zamanda senaristi olan yönetmen Matt Ross, ebeveynin çocuğunu kendisinin eğitebilmesinden daha çok bu eğitimin yöntemlerini ve sınırlarını sorgulamış.

Devletin 5 yaşından itibaren el koyup istediği gibi eğitim verdiği çocuğunu devlete sorgusuz sualsiz teslim eden günümüz insanı için, bir babanın çocukları üzerinde mutlak tasarruf sahibi olarak, onlara kendi anlayışına uygun şekilde eğitim vermesi de sıra dışı gelebilir fakat film bunu pek gündemine almamış.

Doğada ilkel şartlarda aldıkları ezbere dayalı eğitimin karşılaştıkları ilk sosyal ortamda ne kadar yetersiz kaldığını, karşılaştığı kızların karşısında tutulup kalan büyük oğulun ‘Git konuş onlarla’ diyen babasına ‘İşçilerin sömürgeci sınıflara karşı silahlı bir devrim başlatması hakkında fikirlerini mi sorayım onlara’ cevabını vermesinde görüyoruz. Yine aynı oğulun öpüştüğü ilk kıza, paniğe kapılarak ezberindeki edebi ve sanatsal içerikli evlenme teklifini yapıvermesi ve sonrasında babasına, kendisini ucube olarak yetiştirdiği isyanını haykırırken kullandığı ‘Kitapta olmayan hiçbir şeyi bilmiyorum’ cümlesinde görebiliyoruz.

Hastanelerin sadece ölmek isteyen sağlamlar için harika olduğunu düşünen, Amerikalıları çok ilaç alan eğitimsiz insanlar olarak gören, obezliklerini aşağılayan, colayı zehirli su olarak niteleyip çocuklarının sosisli hamburger yemelerine izin vermeyen, aynı zamanda paraya da karşı olan Ben Cash, modern düzenin tamamına rest çekerken çocuklarına market soymayı veya insanların otlakta yayılan koyunlarını avlamayı öğretebiliyor. Noel kutlamıyor fakat marketten çaldığı organik olmayan yaş pasta ile Noam Chomsky‘nin doğum gününü kutlayabiliyor.

Filmde benzer bir çelişkiyi dine yaklaşımda gözlemliyoruz. Dinleri, ‘insanların körü körüne bağlanması, masum ve cahil insanların yüreklerine korku salması için tasarlanmış peri masalları’ olarak nitelerken alternatif olarak Budizmi önermesi, insan hakları duyarlılığı aşılarken Hristiyanlar dışındaki insanlarla dalga geçilmemesini öğütlemesi Ben Cash‘in kişiliğindeki tutarsızlık ve dengesizliği belirten örneklerdi.

Yine benzer bir dengesizlik de insanı tanımlarken ‘Hepimiz bu dünyanın çıplak hayvanlarıyız’ diyen Ben Cash’in çocuklarını mahremiyet kavramından uzak yetiştirmesi ve 5 yaşındaki çocuğa cinselliği tüm kaba gerçekliğiyle anlatmasıydı.

Öne çıkardığım bu örneklerden yola çıkarak filmin sistem eleştirisi yapmakla birlikte alternatif olarak sunduğu modelin de kendi içinde tutarsızlıklarla dolu olduğunu çıkarsamak mümkün.  Bu yönüyle Fight Club’ı andıran filmin finalinde tahminlerin aksine kapitalizmin zaferi ilan edilmese de daha bir orta yol önerilerek izleyici hayal kırıklığına uğratılmamaya çalışılıyor.

Bolca Noam Chomsky alıntıları duyabileceğiniz bu sıra dışı film ayrıca harika doğa görüntüleri eşliğinde güzel şarkılar vaat ediyor. Aynı şekilde Yüzüklerin Efendisi’nden ziyade Şiddetin Tarihçesi, Şark Vaatleri, Yol gibi yapımlarıyla zihinlerde yer etmesi gereken Viggo Mortensen ve her biri birbirinden güzel oyunculuklarıyla tüm çocuk oyuncular harikalar yaratmışlar. Hele de en küçük kızın şirinliği filmin en güzel şeyiydi diyebiliriz.

Captain Fantastic, sıra dışı konusu ve işlenişiyle belirttiğimiz bir takım eksikliklerine rağmen kült film standartlarının sınırında gezinen, şu kısırlıkta ilgiyi ve üzerinde düşünmeyi, tartışmayı fazlasıyla hak eden bir yapım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.